Tarihi

Ege bölgesinin iç ege olarak adlandırılan kısmında yer alan yöremizde, Bronz çağında (MÖ:3000-1200) tüm batı Anadoluda ki gibi Luvi adıyla bilinen yerli halkın oluşturduğu kent ve köy yerleşimleri görülür.Hitit imparatorluğuna karşı duran Arzawa ülkeleri adıyla bilinen Seha nehri ile Maşa ülkeleri arasında yer alan yöremiz Hitit Kralı II Mursili’nin ( MÖ.1346-1320) seferi ile Hitit Egemenliğine girer.Hitit egemenliği deniz kavimlerinin göçü ve Kaşka’lıların etkisi ile çöker. Bunun sonucu Demir çağlarının başında (MÖ.1200) başşehri Gordion olan, Balkanlardan göç ettiği öne sürülen Phryg’ler (Frig’ler) , akrabaları olan Mysia’lılardan ismini alan Mysia Abbaitis( Dağlık Mysia) ve Küçük Frigya (Phrygya Epiktetos) olarak adlandırılan yöremizde hakimiyet kurar.

Kral Midas ile iyice güçlenen Phryg devleti MÖ.700 lerde Kimmerlerin istilası ile yıkılınca, MÖ.610 Lydia kralı olan Alyattes’in Kimmer’leri Anadolu’dan atması ile Kızılırmak nehrine kadar tüm Batı Anadolu başkenti Sardis olan Lydia Krallığının egemenliğine girer. Kroisos (Karun) yönetimdeki Lydia başşehri MÖ.546 Perslerin eline geçince tüm Anadolu ile birlikte yöremizde Sardis merkezli Pers satraplığı yönetimine girer.

MÖ.334 yılında Makedonya Kralı İskender’ in Çanakkale ili Biga ilçesindeki Granikos savaşı ve İssos savaşında Pers kralı Dareius-III yenmesi üzerine (MÖ.333) Persler Anadoludan atılmıştır. Büyük İskender’in egemenliği ile Anadolu da Helenistik dönem( MÖ.330-30) başlar. Helenistik dönemde İskender’in ölümünden sonra Anadolu yöresi MÖ. 281 yılına kadar Trakya krallığının yönetiminde kaldı. Bu tarihte Trakya kralı Lysimakhos’un , Selevkos kralı Selevkos Nikator-I ‘e Korupedion savaşında yenilmesi ile batı Anadolu ile birlikte yöremiz de Selevkos’ların yönetimine girer.

Selevkos kralı Antiogonos-III’ün MÖ: 190 yılında Manisa yakınında Romalı komutan Scipino Africanus ve müttefiki Bergama kralı Eumenes-II’e yenilmesi sonucu MÖ:188 yılında yapılan Apemea anlaşması(Dinar) ile yöremiz Bergama krallığı yönetimine geçer.Bergama kralı Attalos-III Philametor’un yaptığı vasiyet sonucu MÖ:133 de ölümünden sonra topraklarını Roma ya bırakması sonucu Anadoluda Roma egemenliği başlar.

Helenistik dönemden itibaren Roma dönemine kadar yöremizdeki küçük kentler,şehir devletlerine dönüşmeye başlarlar.Bölgemizde Synaus (Simav).Kadoi (Gediz),Aizanoi(Çavdarhisar),Tiberiapolis (Emet) ,Goloe ( Bahtıllı ) ve Ankyra (Gümüşsu) kentleri öne çıkar.

Günümüzde Simav adı verilmiş olan beldemizin sınırları içinde yer alan Synaus kent merkezi olan akrapol bu gün Metris ( Karşıyaka) tepede yer almaktadır. Simav gölün ayağında başlayan Makestus çayı(Simav çayı) Marmara denizine (Propontis)dökülür.Batı da Ankyra (Bogazköy)kenti ,dogusunda Çitgöl höyük ,kuzeydoğusunda Delicehisar(Naşa) kalesi ve batısında Goloe kenti (Bahtıllı) antik yerleşmeleri vardır.

Synaus ve Ankyra kentlerinin Roma döneminde kendi adına sikkeler bastırdığını biliyoruz. Simav yöresi Roma imparatorluğunun MS.395 de ikiye ayrılması sonucu Byzans(Bizans) adını alan Doğu Roma İmparatorluğu yönetimine geçer.

Simav, 1113 yılında Edremit – Kırkağaç bölgesinden Kütahya – Eskişehir’ e yardıma dönen Selçuklu Kumandanı Emir Muhammet tarafından Simav Çayı vadisinden gelinerek fethedildi. Bu Fetih dönemi uzun sürmedi, tekrar Bizans’ın eline geçtikten 192 yıl sonra Byzans elinde olan Simav ( synaus) ve Ankyra (Yenicehisar) ve Denizli,Tripolis (Yenicekent ) kentleri 1305 tarihinde 1305 yılında I.Yakup beyin seferi ile Germiyanoğullarının eline geçer.Philadelphia (Alaşehir) aynı yıl kuşatılır ancak Katalanların yardıma gelmesi üzerine geri çekinilir. 1314 yılında Yakup bey tarafından Alaşehir’in tekrar kuşatılarak yapılan anlaşma ile vergiye bağlanır. Germiyan beyi Mehmet bey zamanında 1327 yılından itibaren yörenin tamamen kontrolü saglanır.

Simav kenti ve çevresine, Oguzların Kınık boyundan gelen Türkmen Yörük germiyan aileler yerleşmişlerdir. Germiyan beyi Süleyman Şah tarafından 1381 yılında Kütahya ve Simav ile birlikte Osmanlı patişahı Yıldırım Bayezıt ile kızı Devlet Hatun’un evlenmesi üzerine çeyiz olarak Osmanlı beyliğine verilmiştir.Yöre II-Yakup’un beyliği döneminde1390 ile 1429 tarihleri arası tekrar Germiyanogulları yönetimine girmiştir.Yenicehisar kenti 1429 tarihinde II-Yakup’un vefatı sonucu yaptığı vasiyet üzerine tüm Germiyan beyliği toprakları ile birlikte Osmanlı yönetimine girmiştir.

Simav Osmanlı imparatorluğu döneminde Anadolu Beylerbeyliği merkezi olan Kütahya’ya bağlıdır.1640 yıllarında Kütahyalı seyyah Evliya Çelebi Simav’ı ziyaret etmiş ve Seyahatnamesinde “Germiyanoğlu Beyi Babık, Simavna adlı Rum Kralının elinden aldığı için Simav derler. Bir rivayete göre de Simav (Gümüş suyu) anlamına gelir. Hakikaten suları gümüş gibi berraktır.”

Şehre yarım saat yayan bir göl vardır.Sazan,turna ve çime balıkları boldur.Şehrin kuzeyi verimli bir sahradır.Gölün doğusunda Delicehisar,batısında Yenicehisar denilen küçük kaleler vardır. ‘’ demiştir.

Vilayet Salnamelere göre Simav’da belediye oluşumu 1873 yılında kayıtlarda görülmektedir.Kurtuluş savaşının başlarında Simav’da Reddi İlhak adındaki Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kuruluşu Binbaşı İsmail Hakkı Bey’in gayretleriyle gerçekleşir. Çok geçmeden Cemiyetin merkezi Uşak olmuş ve adı da Kuva-yi Milliye’ye çevrilmiştir. İlk Büyük Millet Meclisi’nde mebus olarak görev alanlardan biri de Simavlı Yusuf Cemil Bey’dir.

Simav ilçesi kurtuluş savaşı döneminde üç defa Yunan işgaline uğramış üç kez de kurtuluşu yaşamıştır. Simav Kuva-yi-ı Milliye Teşkilatı, Yunan Ordusu’nun İzmir’i işgalinden kısa bir süre sonra 1919 yılının Temmuz ayında, Kütahya Mevki Kumandanı Binbaşı İsmail Hakkı Bey tarafından Redd-i İlhak Cemiyeti ismiyle kuruldu. Kurtuluş Savaşı’nın ilk meydan savaşı, Simav-Demirci ilçeleri sınırında 1920 yılının Ağustos ayında Kuvvay-ı Seyyare Teşkilatı’nın 4.500 kişilik kuvvetleriyle, Demirci’de konuşlanmış 10 bin kişilik Yunan tümeni arasında olmuştur.

Simav’ a nasıl gidilir? Haritaya ulaşmak için tıklayın…